İnsanın mutluluğunu, bir başka insanın mutluluğuna bağımlı hale getirmesi ya da kendisini onun mutluluğuna adaması aslında çok büyük bir bencilliktir. Çünkü kişi farkında olmadan "o"nun "mutsuz olma özgürlüğünü" elinden alır. Mutlu olmak gibi mutsuz olmak da hayatın bir parçası ve insanın doğasıdır. Doğasını yaşayamayan insan bocalar, ne yapacağını bilemez hale gelir, eksik hisseder. "Aman sen mutsuz" olma baskısı kişinin doğal olmasını engeller, mutsuzluklarını sürekli ertelemesine neden olur. Sen o mutlu sanarken ya da mutlu olmamasına anlam veremezken, aslında o sen üzülme diye mutsuzluklarını perdelemektedir senin gözünün önünde.Mutlu imiş gibi yaparken, mutsuzluğunu arar, hisseder, ister. Sen ne kadar iyi niyetli olursan ol, cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile örülüdür düstrunun bir parçası olmaya mahkumsundur.
"Sen mutlu olursun sandım", "mutlu olursun diye düşündüm", "senin için iyi olan, doğru olan buydu"...her biri aslında bencillik dolu sözlerdir. "mutlu", "iyi" kimin mutlusu kimin iyisidir. Mutluluğun ya da iyiliğin bir tanımı var mıdır, elle tutulabilir mi, ne renktir mutluluk ya da iyi sert midir yumuşak mıdır?
Mutluluk, her insan için farklıdır ve aslında bir tanımı yoktur. Formülize edilemez. Eğer edilebilse hayat ne kolay olurdu değil mi? Mutluluğun formülünü uygular, sürekli böyle gezerdi insan. Evet diyorsanız durun işte orada. Bu sözdeki "kolay" kimin kolayı?
İnsanoğlu hayatıyla bencilliğin çizgilerini ayıramayacak kadar iç içedir hayatla.
Üzgün biri için kaç kere "benim yüzümden oldu", "ben üzdüm sanırım", "keşke öyle yapmasaydım" dediğinizi düşünün.
Bu bencillikten başka nedir ki aslında? "Ben"im yüzümden oldu...Nedeni "ben"im...Sanarsınız ki o kişinin hayatındaki tek şey sizsiniz ve herşey size bağlı. Mutlu olması, mutsuz olması, gülmesi, ağlaması...Oh ne güzel tek bir argüman. O doğruysa herşey güllük gülistanlık.
Hepimiz bunu isteriz değil mi? Birinin hayatının merkezi olmak. Hatta bazılarımıza birinin hayatının merkezi olmak da yetmez. O yüzden aynı anda birden fazla uydumuz olsun isteriz çevremizde pervane. Ama gerçek olan, aslolan insanın kendisidir. Sen ne kadar kendini kandırmaya çalışırsan çalış, ne kadar egon seni yanıltasa da, herkes kendi ekseni etrafında döner bu hayatta.
Eminim bir çoğumuz yakınlarını kaybedip ağlamıştır arkasından. Günlerce üzülüp, isyan etmiş, kabullenememiştir birşeyleri. Ama aslında o acı çekecek, kötü bir yere gidecek diye mi ağlarız?
O bu güzel "dünyanın!" nimetlerinden yararlanamayacak diye mi üzülürüz?
HAYIR!
Sadece artık onu göremeyeceğiz diye üzülürüz. O bizim yanımızda olamayacak diye. Aslında üzüldüğümüz kişi o değil, kendimizdir bencilce.
Saturday, April 08, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
Çok haklısın çokkk..
Sabah evden çıkmadan önce haberlerde öldürülen taksicinin eşi ağlıyordu..elbette içi çok acıyor olmalıydı ama cümlelerinden bir tanesi de şuydu:"ben ve bebeğim ortada kaldık şimdi, napacağız"..
Ama öte yandan bir işe yaramakta önemli hayatta..
Post a Comment