Değişmez Dönüm Noktaları Temelli Kadercilik tamamen benim tarafımdan uydurulmuş bir kavram. Ama aslında düşününce varlığına bir şekilde inanılabilecek birşey. Tanımı ve örnekleri için
(bkz: değişmez dönüm noktalari temelli kadercilik)
Sanki hayat birkaç noktadan rijitlenmiş gibi evrene. Yani bir şekilde sizi bir yerlere bağlayabilmek, tutunmanızı sağlamak ister gibi. Ve ne yazık ki siz bunun farkında değilsiniz. Sanıyorsunuz ki kader sizin elinizde ve onu değiştirebilirsiniz. Yanlış!
Eğer değiştirilebilir olsaydı o kader olmazdı. Ama hiç değiştiremiyorsanız da sonu bilinen bir hikayenin kahramanı olmak ne kadar heyecanlı olabilir ki. Bu da insanı ümitsizliği, çaresizliğe, depresyona iter. Hiçbir şey yapmak gelmez içinden. Nasıl olsa bir şekilde kaderin dediği olacak der içinden. İşte bu noktada bu düşünce tarzı devreye giriyor belki de. Hayat ve kader esnek bir yapıda belki ama belli noktalar var ki olmazsa olmazları onların. Siz bu hayat oynunu kurallarına göre oynarsanız, o seviyeye, noktaya geldiğinizde daha başarılı, daha zengin, daha mutlu, daha ... olabiliyorsunuz. Ama geleceğiniz nokta, yer, mekan aynı yine de...
Kaderini sevmek de bu noktada başlıyor belki de. Amor fati, insanı Polyannacılığı sürüklemeye çalışan bir düşünce yapısı değil aslında. Sadece kaderin sana getirdiklerini seversen, kabullenmek daha kolay olur diye yaklaşmak kadere. Bu noktada farklı bir persfektif daha açılıyor konuyla ilgili. Kaderin getirdiği ve o an için berbat görünen, bize üzen şey aslında sandığımız kadar kötü birşey mi? Çünkü hayat oyunu hamlelerden oluşuyor ve siz orada hata yaptığınızı ya da kaderin bir oyununa geldiğinizi düşünürken belki de kader size başka bir kapıyı açıyor. Bardağın yarısı boş insanları her zaman olumsuzlukları farkederler ve her seçimi bir kaybediş sanarlar. Ya her kaybediş bir kazanç hatta her seçim o an yanlış da gözükse bir kazançsa:)
Thursday, March 23, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
Her kelimesine katılıyorum.
Post a Comment